sinema-tarihi (5)

Yedinci Sanat (Sinema) Nedir?

Abone Ol 

Yedinci sanat, yani sinema sanatı nedir? Sinema sanat tarihine hep beraber bakalım istedik. Çizilme ya da görüntülerin desenler ile ışık yardımı ile bir perdeye düşürülerek hareketli görüntüler elde edilmesi sayesinde oluşan sanat dalına verilen isimdir.

Sinemanın İlk Yılları (1830-1910)

İnsan gözü, bir perde üzerinden belirli bir hız ile (genelde saniyede 16, sesli sinemada ise 24 kare) art arda yansıyan izlediğimiz film karelerin görüntülerini kesintisiz bir hareket içinde görürüz.

Gözün sinemaya temel oluşturan bu özelliği fotoğrafın bulunmasından da çok öncelerde biliniyordu zaten. Örnek verecek olursak her sayfasına bi’ resim çizilmiş kitapların hızlı şekilde çevrilmesi sayesinde hareket izlenimi yaratılıyordu. 1832 yılında yapılan ve 34’te gerçekleşen zoetrope gibi optik alerle sayesinde temele dayandırılan hareketli görüntüler oluşturulmuş idi. 1839 yılında ise fotoğraf bulundu. Fotoğrafın bulunmasından sonra saptayan yöntemler de beraberinde geldi. Aslen İngiltere kökenli usta fotoğrafçı Edweard Muybridge, yan yana dizdiği fotoğraf makinesi ile koşan bir atın görüntülerini çekti ve dönen diskin içerisine yerleştirdi. Bu sayede hareketli görüntüler yaratmayı başardı. Bu 1877 yılında oldu.

sinema-tarihi (2)

Ardında 1882 yılında Fransa asıllı fizyolog, kuşların uçuşunu incelemek istedi. Saniyede 12 fotoğraf çeken ve kamera takılmış adeta bir makineli tüfeğe benzeyen aygıt geliştirdi. 1887 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nden Hannibal Goodwin’in fotoğraf çekiminde film kullanması, bir yıl sonra ise Eastman’ın bunu geliştirerek makaraya sahip film şeridi seri üretimini başlatması ile sinema filmlerinin gerçekleşmesi için ön koşullar adeta hazırlanmış oldu.

Thomas Alva Edison ve yardımcısı Keneddy yaptıkları kinetograf ile kameranın ilk biçimi olarak ortaya çıktılar. Bu aygıt sayesinde kenarlarında düzenli delikler açılmış 15 metrelik filmler üzerine saniyede 40 görüntü çıkarabiliyordu. Edison, kinetoskop adını verdiği bir gösterim aygıtı aracılığı sayesinde bu görüntüleri hareketli şekilde yansıtmayı başarmıştı.

Bu aygıt, gözlerini iki küçük deliğe dayayan izleyici tarafından kullanılabiliyordu. 1894 yılında ise kinetosoplar sayesinde ticari olarak satışa sunulması sayesinde Edison, kitlesel film çekimi yapabilen güneşin durumuna göre döndürülen ilk film stüdyosunu inşa etti.

Kinetoskopu Paris’te sergide gören Auguste ve Louis Lumiere, sinematograf ismi verilen bir aygıt geliştirdi. Yalnızca el ile çalıştırılan bu aygıt, film gösterimi ve çekimi yapabiliyordu. 10 kilogram dolaylarındaki ağırlığı sayesinde de istenen yere taşınması konusunda kolaylık sağlıyordu. Lumiere kardeşler, ilk sinema gösterisini 28 Aralık 1895’te Paris’te yaptı. Bu gösteri sinema sanat tarihinin başlangıcı olarak kabul edildi.

Genelde Stüdyoda Çekilirdi

Edisun’un filmleri genelde stüdyoda çekilmiş sirk ve vodvil gösterileriydi. Buna karşın Lumiere Kardeşler’in filmleri ise dünyanın çeşitli yörelerine gönderilmişti. Kameramanların çektikleri belgesel ya da haber sinemasıydı. Sinemanın o kendine özgü anlatım olanağından yararlanma ve sinema sayesinde bir öykü anlatma dönemi ise tam olarak Fransa asıllı yönetmen Georges Melies ile başladı. Georges Melies, bilim kurgu ve fantastik sinemanın da öncüsü sayılır. Yansıma yaratma gücünü ya da zekice sinema aklını film hilelerine uyarladı.

sinema-tarihi (1)

Melies’in filmlerinde sabit kamera vardı. O kamera belli bir noktada duruyor ve öyküyü tıpkı bir tiyatro sahnesindeymiş gibi görüntülüyordu. Bu zekice çekim ancak böylesine usta bir elden çıkardı. Sonrasında ise kamera açısını, çekim ölçeklerinin değişikliklerini, bunları filmin gelişimine görek değişik ritim ve biçimlerde kullanan ilk sinemacı Amerika Birleşik Devletleri’nden Edwin S. Porter oldu.

Özellikle, The Great Train Roberry, Türkçe ismi ile Büyük Tren Soygunu filmini 1903 yılında hareketli ve gerilimli sahneler ile kısa ve yakın çekimleri de kullanarak, kamerayı da hareket ettirerek arkadaki perdeye yansımış görüntüleri öndeki mizansenin birleşmesi sayesinde arka gösterim tekniğini uygulayarak ilk gerçek sinemanın temelini attı.

Henüz ilk gösterimden başlayarak kitlelerin ilgisini hızlıca çeken ve yaygın bir eğlence aracına dönüşen sinema sanatı 20. yülyılın ilk 10 yılında başlı başına bir ticari ve sanayi dalı haline gelmişti bile. Önceleri dünya pazarına Fransızlar egemendi ve Charles Pathe ilk uluslararası sinemayı kurmuştu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise nickledeon isimli sinema salonlarının hızlıca yayılımı ve yapım şirketlerinin 1908 yılında kurmuş oldukları mücadele kapsamında bazı sinemacılar batıya gitti ve oradaki etkinlik gösterimine başladı. Bu şekilde de Hollywood’un ilk temeli atıldı.

Sessiz Sinema: 1910-1927

Ve geldik 1910 ile 27 yılları arasındaki sessiz sinema dönemine. Sinema alanında başlayan hızlı bir amansız rekabe yapımcıların kitlelerin ilgisini çekecek yeni filmler yapmaya yöneltti. On dakika süren tek makara filmlerin yanında birkaç makaralık uzun filmler de yapılmaya başladı o dönemde…

Amerika Birleşik Devletleri’nde orta sınıfa yakın roman ve öyküler hızlıca perdeye aktarılmış oldu. Ve isimleri çerçevesinde efsaneler oluşmuş sinema yıldızları ortaya çıkmaya başlamıştı bile…

Birinci Dünya Savaşı’nın öncesinde Avrupa’da Fransa ve İtalya sinemaları en ön safhada geliyordu. Fransa asıllı Ferdinand Zecca, Amerika Birleşik Devletleri’nde sessiz sinema komedyenlerini en derinden etkileyecek olan komedi türünü geliştirdi. Bu komedi türünün adı ise Couse Comique idi. Louis Feuillade Fantomas (1913 | 1914), Les vampires (1915; Türkçesi: Vampirler) ve Judex’le (Yıl: 1916) hem korku hem cinayet temalı sinemayı geliştirdi.

Bu yıllarda seriyal yani öykülü film uygulaması da başlamış oldu. Ayrıca diğer yandan da Fransa’da sahne oyunlarının karışık sinema uyarlamaları olan sanat filmi görüldü.

Gelelim İtalya’ya… İtalyan sinemasında 1908 ve 1913’te iki kez çevrilmiş olan Pempei’nin Son Günleri gibi çok sayıda dev dekorların kullanıldığı ve 612 makara arasında değişecek destansı tarihsel filmler dikkat çekti. Bu İtalya’lı kişilerin yaptığı yapımlar Amerika Birleşik Devletleri’nden W. Griffith’i oldukça derinden etkileyecekti.

blank

Belki de sinemayı en ilginç şekilde sunan ve eğlence düzeyinde başlıca bir anlatım aracı olarak tanıtan en önemli kişi Griffith oldu. Yazıya ve sözcüklere başvurmadan sadece sinema sanatının anlatım olanakları sayesinde izleyici kitlesini etkilemiş, düşünce ve duygunları en hızlı şekilde perdeye yansıtan Griffith, artık klasikleşen sinema tekniklerini uygulamış gibi film yapım süresinde de temel aşamaları emekleri ile tek tek aştı ve yerleştirdi. Tüm bu aşamaları da uyumlu şekilde yürütmenin ve yönetmenin önemini ortaya koymuş oldu.

1919-1933: Alman Sineması Yükseliyor!

Birinci Dünya Savaşı sonrasında yıkık ve yorgun Avrupa’da, sinema alanı gelişmiş özelliklerin en önemlilerinden birisi idi. Savaştan yenik çıkan Almanya, özel denetime verilmiş UFA isimli şirket öncülüğünde 1919 ile 1933 Alman sineması adeta altın çağını yaşamış oldu. Almanya sinemasına en büyük katkıyı ise Robert Wiene yaptı. 1919 yılında çektiği Doktor Caligari’nin Muayenehanesi isimli film dışavurumcu sinema sayesinde gelişti. Doktor Caligari’nin Muayenehanesi isimli yapmış olduğu filmde kahramanların iç dünyasını yansıtacak kadar düzenli ve özenli çekilmişti. Dekor, mimari, ışık ve buna benzer tüm ögeler filmin temasını ve duygusunu yansıtacak şekilde tasarlanmıştı.

Savaş sonrasında sinemadaki en büyük gelişimlerden birisi de SSCB’de çıktı. Propaganda ve ajitasyon ile sinemaya önem veren Sovyetler, dünyanın ilk sinema okulunu kurdu. Sinema ve ajitasyon kelimelerinden oluşturulan agitki kelimesi ile tanımlanmış filmlerin yapımına oludkça hız verildi. Olanaklar da pek tabii kısıtlı idi.

Lev Vladimiroviç Kuleşov, boş kamera ile deneyler yaptı ancak sadece görüntülerin değişik şekilde sıralanması ile değişik izlenim ve duygu yaratabileceğini ortaya koydu.

Peki, ya Amerika Birleşik Devleti?

Amerika Birleşik Devletleri’nde savaş sonrasında film dağıtım, yapım ve yönetmenliği endüstri ve sanayinin en sağlam dallarından birisi olmuştu ve oldukça geniş bir kitlenin ilgisini çeker hâle gelmişti. Sinemanın ise belli başlı türleri tam bu dönemde ortaya çıktı. En çok ilgi gören komedi idi. Charlie Chaplin, Fatty Arbuckle gibi yeteneklerin ortaya çıkması da bu dönemde oldu.

Sizlere bu yazımızda Sinema Tarihini anlatmak istedik. Umarım bir şeyler katabilmişizdir…

The following two tabs change content below.
blank

Burak ERK

blank

Son İçerikleri Burak ERK (tümünü gör)

Paylaş!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir