Martı Jonathan Livingston Richard Bach Kitap Özeti

Martı Jonathan Livingston kitabı Richard Bach tarafından 1970 yılında yayımlanmıştır. Kitapta sürüdeki ötekileştirilmiş bir martıdan bahseden Bach, hiçbir zaman hayallerden vazgeçilmemesi gerektiğini anlatmıştır. Martı Jonathan Livingston kendine biçilen sınırları kabul etmez ve daha fazlasını amaçlar. Martı Türkiye’de en çok satan kitaplardan biridir.

Martı Jonathan Livingston Kitap Özeti

Martı Jonathan sürüdeki diğer martılardan biraz daha farklıdır. Diğer martılar sadece karınlarını doyurmak için uçarlar ve karınlarını doyurup dinlenmeye geçerler. Oysa Jonathan uçmaya karşı büyük bir sevgi besliyordur. Alçaktan uçma denemeleri ve yemek bulmaması nedeniyle annesi tarafından azarlanır. Martı en sonunda farklı denemelerine son verir ve normal martılar gibi davranmaya başlar. Bir gece Jonathan Livingston, gece uçuşu yapmak ister. Bilindiği üzere martılar geceleri uçamamaktadır. Geceleyin havalanır ve sürüden ayrılır. Akrobatik hareketlerle uçuyor, uçtukça keyif alıyordur. Gece yarısı sürüye döndüğünde çok heyecanlıdır. Onlara özgürlüğün ne demek olduğunu anlatacaktır ama işler istediği gibi ilerlemez. Martı konseyi toplanmıştır. Jonathan Livingston sorumsuzluğu nedeniyle sürüden atılır, ne kadar yalvarsa da kimse onu dinlemez.

Gece havalanıp giderken iki tane martıyla karşılaşır. Onlar da Jonathan gibi gece uçuşu yapıyorlardır. Aynı sürüden olduklarını söyleyerek Jonathan’ı da yanlarına alıp giderler. Martı Jonathan Livingston’ın artık renk saçan harika kanatları vardır. Yeni katıldığı yer cennet gibidir, herkes onun gibi değişik hareketler deniyordur. Sullivan ve Chiang adındaki diğer martılardan da uçuş anlamında çok şey öğrenir. Bir gün aklına dünyada da yeni şeyler öğrenmek isteyen genç martılar olduğu gelir.

Dünyaya döndüğünde sürüden atılmış Fletcher adındaki bir martıya hocalık yapmaya başlar. Artık Jon yeni öğrenciler kazanıyordur. Sürüdekiler onu istemese de sürüden bir bir ayrılan genç martılar Jon’un peşine takılırlar. Bir gün Fletcher bebek martıya çarpmamak için kayalıklara çarpar. Herkes öldüğünü zanneder. O kendine gelince de içine şeytan girildiği düşünür. Fletcher ve Jon binlerce metre uzağa uçarlar. Fletcher çok şaşırmıştır, bunun nasıl olduğunu merak ediyordur. Sabah uyandıklarında Jon, Fletcher’a bana ihtiyacın yok der. Artık öğrenmeyi öğrendin diyerek şeffaflaşır ve kaybolur.