Küçük Ağa Tarık Buğra Kitap Özeti

1963 yılında yayınlanan Küçük Ağa kitabı Tarık Buğra’nın en ünlü romanlarından biridir. Yüzyıllar boyu Padişah ve Halife için savaşan Anadolu halkının Kuva-i Milliyeci olarak anılan gruba katılıp katılmayacağı kararı üzerinedir. Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan roman, destansı diliyle o günleri bize yeniden yaşatıyor.

Küçük Ağa Kitap Özeti

Çolak Salih lakabı ile tanınan karakterimiz, Birinci Dünya Harbi sırasında kolunu kaybetmiştir. Trenle memleketi Akşehir’e ulaşan Salih, kolunu kaybetmenin psikolojik yıkıntısı içerisindeyken arkadaşı Niko’yu görür. Niko çocukluk arkadaşı Salih’e yeni kıyafetler verir, karnını doyurur ve faytonla evine götürür. Anası Fatma ile karşılaşan Salih, hasret gidermektedir. Bir süre sonra annesi, kocasının savaşta ölümü ve oğlunun kolunu kaybetmesi yüzünden Deli Fadik olarak anılmaya başlar.

Niko’nun telkini bahçesini satıp iş kurmasıdır. Salih, Niko’nun bu kadar yakın davranmasından işkillenir. Köy kahvesine giderek eski yüzlerle karşılaşır. Bütün köylü Salih’in Niko’yla dost olmasına kızgındır. Akşamında Niko, Niko’nun babası ve Salih bir meyhanede içerler, türküler söylerler. Bir süre sonra Salih ağlamaya başlar.

Zaman geçtikçe Salih şaraba düşer. Niko ile her gece eğlenirken, bahçesini de satar. Kahvehane açan Salih çırak bulamaz. Köylü ona selam bile vermiyordur. Tek koluyla da bu işi yapamayacağını düşünür. Salih, Hoca Emine ismindeki bir kadınla şatafatlı bir düğün yapar. Halk bu düğün hakkında ileri geri konuşadursun, vatana ihanet içerisindeki çeteler Akşehir’i sarar. Haraç vermeyen kişileri dağa kaldırıp öldürürler.

Bir süre sonra Salih, Niko’nun aslında Trabzon tarafında Pontus Rum Devleti kurma hevesinde olduğunu anlar. Şarabı bırakır, Kuvayı Milliye’ye katılmak için talimler yapmaya başlar. Zaman içerisinde doktor başta olmak üzere tüm Kuvayı Milliye ekibi Ceza Reisi Mehmet Bey’in evinde toplantılar yapmaya başlar. Bir süre sonra İstanbullu Hoca’nın Kuvayı Milliye’yi Bolşevikler ile anlaştı iftirasıyla cemaate vaaz verirken yakalarlar. Hocayı öldürmek için yola koyulduklarında hoca bir eşkıyaya sığınır. Eşkıyanın yanında adı Küçük Ağa’ya dönüştürülür, zamanla at binmeyi ve silah sıkmayı öğrenir.

Zaman içerisinde Küçük Ağa kendi Kuvayı Milliye ekibini kurar ve Türk milleti adına savaşmaya başlar. Seneler geçer ve Küçük Ağa’nın namı dillerden dillere yayılır. Bir gün Akşehir’e geri döner ve karısının evlendiğini öğrenir. Oğlunu gördüğünde heyecanlanır, bir fotoğraf çektirir. Bir zaman sonra karısının ölüm haberini alınca oğluna kendisi bakmaya karar verir.